Pokemon Sapphire

 

PLARFORM: GAME BOY ADVANCE
YAPIMCI: NİNTENDO
YAYINCI: NİNTENDO
TÜRÜ: RPG/ADVANTURE

Güneşli bir yaz sabahıydı. Yeni evimize taşınmanın mutluluğu ve eski arkadaşlarımdan ayrılmanın bana verdiği üzüntü bir kabus gibiydi. Yeni evimiz çok güzel ve iki katlı idi. Göreceğim pokemonları çok merak ediyordum. Her zaman bir Pokemon ustası olmayı hayal etmiştim. Ev taşıma işlemi sıkıcı geldiğinden evden çıkıp biraz dolaşayım dedim. Bu arada eski arkadaşlarımı da görürüm dedim. Bu mantıkla evden çıktım. Bir ara yolda giderken adamın teki "sen burdan geçemezsin, burası senin için tehlikeli" dedi. "Tamam" deyip kız arkadaşımın yanına gittim. Kız arkadaşımından o aralığa gitmenin güvenli olacağı bilgisini aldım. Oraya gittiğimde adam bana bir şey demedi ve geçmeme izin verdi. Bir de ne göreyim. Adamın teki köpek pokemonu tarafından saldırıya uğramak üzere ve benden yardım istiyor. Çevreme baktım sağ tarafımda sarı bir kap var ve içi su dolu.Bu kabın içinde üç pokemon vardı biri ateş biri su biri de çimendi. Aldığım ilk poke topunu köpek pokemonunun üstüne attım pokemonu yendikten adam bana teşekkür edip o sırada laboratuvarında olmayan profesöre götürdü. Uzun bir konuşmanın ardından profesör bana pokadex verdi kız arkadaşım da bana 5 boş poke topu verdi. Artık dünyanın en mutlu adamı bendim.
Artık macera başlamıştı. Ben de tıpkı babam gibi gym lideri olmak istiyordum.O azim ve şevkle önüme gelen bütün pokemonları yakaladım. Ve yola koyuldum. Birden adamın teki bana pokemon maçı teklif etti. Tabi ortada bir iddia vardı ve kaçamazdım. Adamı yendim. Böylece pokemonlarımın gücü artmıştı, üstelik para kazanmıştım. Artık önüme geleni yeniyordum her gittiğim kasabada adım anılmaya başladı çünkü oyunda muhabir ve kamereman vardı.
Pokemon ligi için 7 rozet gerekiyordu. Tabi bu sırada pokemonlarımın gücünü arttırıp onlara değişik özellikler veriyordum: Flash karanlığı aydınlatır, Cut ağaçları keser, Surf denizde yüzmemi sağlar, Fly ise uçmamı sağlar.
Daha önce hayatımda hiç teleferiğe binmemiştim. Gayet güzel gözüküyordu. Yukarı çıktıkça kar yağıyordu. Deniz o kadar temizdi ki kendi yansımamı görbiliyordum. Bu arada hayatımda hiç görmediğim pokemonları görmek çok zevkli ve eğlenceliydi.
Oyunda beni gıcık eden gymlerdeki şifrelerdi. Kazandığım paralarla gidip kendime poke topları ve pokemonlarım için potionlar alıyordum. Her gittiğim kasabada Team Aqua diye bir çete vardı ve ortalığa zarar verdiğini görürdüm. Hep onları yenerdim ama uslanmazlardı. Çok güzel yerler dolaştım.
Altı rozet topladım ve pokemonlarımı geliştirdim. Sonunda babama gidip sana rakibim dedim. Babam bunu kabul etti. Sahada en güçlü pokemonlarını kulandı. Uzun bir uğraşın ardından onu yenip rozeti almamla pokemon ligi için önümde hiçbir engel kalmamıştı. Pokemon ligine girişine gelmiştim. Büyük bir şelale vardı. Biraz düşündükten sonra su pokemonumu kullandım. Birkaç pokemon savaşının ardından tünelin diğer ucunu gördüm. Çıkıştan 20, 30 metre sonra büyük bir bina ile karşılaştım. Burası pokemon ligiydi.
Ve pokemon ligi başladı. Önüme gelen herkesi yenmem zor oldu. Ama başardım, şampiyon oldum. Evdekiler beni çok güzel karşıladı. Babam da bana gym liderliğini verdi. Bu macereda beni üzen tek şey pokemon ligini görkemli olmaması ve seyircili olmamasıydı.

Yazan: Can Ertürk

» İncelemeler Bölümüne Geri Dönmek İçin Tıklayın

 

 







Nintendo Türkiye ~ NintendoTurkiye.Com | Bize Ulaşın | Bilgi