|
|
|
Platform:Gamecube
Yapımcı: Game Designer Studio
Yayıncı: Square-Enix
Tür: Action-RPG
Zorluk: Normal Final Fantasy, video oyun
dünyasına ucundan bile bulaşmış olan her insanın mutlaka bir şekilde
duyduğu bir isimdir. 1980'lerde ilk Final Fantasy'nin NES'e çıkması
ile başlayan efsane 2 ve 3 ile NES'te devam etmiş, 4-5 ve 6 SNES'te
boy göstermiş, 7-8-9 ile PS1'de 3D ortama geçmiş ve serinin son
halkası olan 10. oyunu da PS2'de RPG severlerin beğenisine
sunulmuştur. Final Fantasy oyunları bugün "Konsol RPG'si" diye
tanımlanan Japon stili RPG oyunlarının mihenk taşlarından birisidir.
7.oyundan sonra Playstation'larda boy göstermeye başlayan oyunun
müdavimleri, eskiden olduğu gibi serinin Nintendo'da da boy
göstermesini istese de bu durum bugüne kadar mümkün olmamıştır. Ancak
yapımcı Square-Enix firması fanların baskısına daha fazla dayanamamış
ve asıl seriden tamamen bağımsız, yepyeni bir Final Fantasy'yi ve
yepyeni bir oyun stilini Gamecube kullanıcılarının beğenisine
sunmuştur: Final Fantasy Crystal Chronicles
Kılıçları hazırlayın, kurtarılması gereken bir dünya var
Uzun zaman önceydi. Yeryüzünü, üzerinde yaşayan insanları ölüme
sürükleyen bir miyasma kaplamıştı. Miyasmanın en küçük bir dokunuşu
bile canlılar için felaket demekti. Miyasmadan korunmanın tek yolu ise
kristallerdi. Küçük kasabaları miyasmadan küçük kristaller korurken
büyük kasabaları ve kentleri büyük kristaller korumaktaydı. Ancak bu
kristallerin gücü sınırsız değildi ve her sene kristaller myrrh ile
tekrar kutsanmalı ve güçlerine tekrar kavuşmalıydılar. Myrrh öyle
kolay bulunan birşey değildi. Derin zindanlardan geçilmeli, uzun
yolculuklara çıkılmalıydı myrrh'e ulaşabilmek için. Ve bu amaçla her
sene bir karavan dolusu genç kristalleri kutsamak üzere myrrh'e
ulaşamak için yola düşerdi.
Birazdan başlayacak olan efsane de işte bu yolculuklardan birini
anlatır.
Umarız Gameboy'u olan arkadaşlarınız vardır.
Oyunumuz ilk açıldığında size oyunu tek başınıza mı yoksa
arkadaşlarınızla beraber mi oynayacağınız soruluyor. FFCC'yi diğer
Final Fantasy'lerden ayrıran en önemli özellik bu: İlk çokoyunculu
Final Fantasy oyunu oluşu. İşin içine bir de Nintendo girince
çokoyunculu oyun sistemi bambaşka bir boyut kazanıyor. Tek kişilik
oyunu şimdilik bir kenara koyalım ve yazının geri kalanında
çokoyunculu sistemden bahsedelim.
Oyunumuz 4 kişiye kadar oyuncuyu destekliyor. Her oyuncu GBA'sını
kapıp Gamecube'ün başına oturuyor. Gamecube'deki tüm pad'ler sökülüp
yerine oyuncu sayısı kadar GBA takılıyor. GBA'yı Gamecube'e bağlamak
için özel GBA-Gamecube bağlantı kablosuna ihtiyacınız var. Oyunla
beraber 1 tane kablo bedava veriliyor. Oyundaki tüm menüler GBA ile
kontrol edilebiliyor, dolayısıyla pad kullanmanıza gerek kalmıyor ki
zaten çokoyunculu mod için makinaya hiç pad takılı olmaması
gerekmekte. Neyse, kablolarımızı taktıktan sonra GBA'larımıza çok kısa
bir sürede gerekli yazılım yükleniyor ve GBA ekranımızdan ayarları
yapmaya başlıyoruz. Önce kasabamızın ismini, kendi ismimizi,
cinsiyetimizi, ırkımızı ve ailemizin mesleğini seçiyoruz. Aynı işlemi
diğer oyuncular da tamamladıktan sonra her oyuncuyu aileleri yolcu
ediyor, kısa bir vedalaşma faslı ve ardından karanavanımızla yola
düşüyoruz.
Uzun ince bir yoldayız
Oyuna başlamadan önce bilge bir moogle ("muugıl" diye okunur. Bu
karakteri diğer Final Fantasy'leri oynamış olanlar hatırlayacaklardır)
eğer istersek bize oyunun kontrolleri ile ilgili kısa bir ders
veriyor. Oyunun kontrollerine alışmak gerçekten biraz zaman alıyor.
Oyunumuz sıra tabanlı değil gerçek zamanlı olduğundan çok hızlı bir
şekilde karar verip hareket etmemiz gerekiyor (özellikle boss
savaşlarında) ancak GBA'da ne analog kol ne de Gamecube padindeki gibi
rahat L, R tuşları olmadığından başlarda biraz sıkıntı yaşıyoruz.
Oyunun kontrolleri 4 ana hareket ve bunlar arasında seçim yapmak
üzerine kurulu. İlk 2 hareket Attack (saldırı) ve Defense (korunma)
iken diğer iki hareketin ne olacağına biz karar veriyoruz. Oyun
sırasında L ve R tuşlarını kullanarak bu hareketler arasında geçiş
yapabiliyoruz. Örneğin bulacağımız bir ateş büyüsünü 4 ana hareketten
birine atayarak magic (sihir) kullamını gerçekleştirebiliyoruz.
Biz oyunu 2 kişi oynadık birimizin radar ekranında (GBA üzerinde)
harita varken, diğerimizde düşmanların bulunduğu yerleri gösteren
düşman radarı vardı. Bu tür ekstraların TV ekranından GBA'lara
taşınması oldukça iyi olmuş. Size çokoyunculu, hele hele 4 kişinin
birarada olduğu oyunlarda geniş bir hareket alanı bırakıyor. Ancak
yine de bizce 4 kişilik bir oyunda karmaşa yaşanması ihtimali yüksek.
Optimumun 2-3 kullanıcı olduğuna karar verdik. :)
Oyundaki ırkların kendilerine has özellikleri var. Kimisi iyi bir
büyücüyken kimisi iyi bir savaşçı özelliği taşıyor. Oyunda klasik RPG
level atlama sistemi yok. Yani savaştıkça tecrübe kazanıp level
atlamıyorsunuz. Bunun yerine her zindan bitiminde topladığınız
artifaktlardan birini seçip o artifaktın verdiği özelliği
kazanıyorsunuz. Kimi artifakt sizin örneğin savaş gücünüzü 3 puan
artırırken kimisi büyü gücünüzü 2 puan yükseltiyor. Burada ilginç bir
şey daha düşünülmüş. Her zindana başlamadan önce kullanıcıların GBA
ekranlarında bonus diye bir tanımlama oluyor. Buna göre, bonusta
belirtilen şeyleri zindan boyunca yaparsanız oyun sonunda bonus
puanlarınız artıyor. Bonus puanınız arkadaşlarınızdan fazla olursa
zindan boyunca topladığınız artifaktlardan seçim yapma önceliği size
veriliyor. :) Bonus için istenilen şeyler genelde, "zindan boyunca
yerden birşey alma", "sihir kullanma", "darbe alma" gibi aslında
sürekli yaptığınız ama bonus puan kazanmak için o zindan boyunca
yapmaktan kaçınacağınız hareketlerden oluşuyor. Bir sihirbaza "sihir
yapma" diye bir bonus emri gelmesi hoş olmayabiliyor tabii. :)
Oyundaki silah sistemi de çok farklı. Diğer RPG'lerde olduğu gibi
dükkana girip silah satın almıyorsunuz ya da savaş sırasında düşürülen
silahları toplamıyorsunuz. Oyunda hazır silah yok ama silahların nasıl
yapılacağını anlatan tarifler var. Bunları toplayarak daha sonra
kasabalarda gerekli malzemeleri edinip yaptırtabiliyorsunuz. Örneğin
demir kaskın nasıl yapılacağını anlatan bir kağıt buldunuz. Ne kadar
demir vs gerekiyorsa bir sonraki kasabada satın alıp kendinize demir
kask yaptırtıyorsunuz. Tabi her karakter her kıyafeti giyemiyor.
Oyunda gereksiz kıyafetler, zırhlar, silahlar yaptırmanız boşa para
harcamanızdan başka birşey sağlamıyor. Oyundaki bu silah sistemi
aslında oldukça ilginç ve güzel bir sistem. Alışık olmadığımız için
önce biraz garipsesek de sonradan alıştık yavaş yavaş.
FFCC'de giriğiniz her zindanı (dungeon) ayrı birer bölüm olarak
düşünmelisiniz. Şöyle ki; kazandığınız özellikler ve malzemeler
yanınızda kalıyor ancak her zindandan sonra elinizdeki büyüler vs
sıfırlanıyor. Büyüleri vb malzemeleri zindanlarda düşmanlarınızı
öldürdükçe buluyor ve hareket listenize ekliyorsunuz. Bu durum bize
ilk başta çok tuhaf gelse de sonradan herhangi bir rahatsızlık
hissttirmemeye başladı. Aynı şekilde oyuna ilk başladığımızda "yok abi
bu kesin böyle değildir, başka birşeyler olmalı" dedirtecek kadar
tuhafımıza giden, bir oyuncunun üzerinde sürekli kutsal kadehi taşımak
zorunda oluşuydu. Kadehi taşıyor olan oyuncu atak, defans, büyü vs
hiçbir şey yapamıyor sadece kadehi taşıyabiliyor. Kadeh de miyazmadan
kahramanlarımızı koruyan tek eşya olduğundan ve kadehin etrafı
miyasmadan korunabileceğimiz tek alan olduğundan kadehin savaşlar
sırasında uygun bir yere bırakılması (orta bir yere mesela) filan
gerekiyor. Ancak bu durum da sonrdan farkettik ki bizi pek de rahatsız
etmemeye başladı. Önceleri kadehi alıp taşımayı unuttuğumuzdan
miyazmadan zehirlenerek enerji kaybetme gibi acemilikler yaşasak da
sonradan duruma oldukça ısındığımızı farkettik. Bu arada bu kadeh
oyundaki en önemli item. Çünkü myrrh'i bu kadehte toplayıp kasabalara
götürüyoruz.
Oyunun çokoyunculu bir oyun olduğunu en başından beri söylüyoruz.
Beraber yapılan büyüler çok daha güçlü oluyor, bir arkadaşınız düşmanı
oyalarken siz arkasına dolaşıp düşmanı gafil avlayayabiliyorsunuz vs.
Ancak oyunun tüm bu çokoyunculu sistem artılarına rağmen tek kişilik
modu da var. Biraz da ondan bahsedelim.
Tek kişilik oyunda yardımcınız moogle oluyor. Kutsal kadehi yol
boyunca moogle taşıyor. Çoğu zaman moogle sizin hızınıza yetişemiyor
bu durum bazen rahatsız edici bir hal alabiliyor. Tek kişilik oyunda
tüm menüler TV ekranında ve Gamecube kontrolörü ile oynanıyor. GBA
bağlantısı yaparsanız GBA'nız sadece bulunduğunuz yerin haritası
görevini görüyor. Çokoyunculu modda üzerine hemen hemen her işlevin
yüklendiği GBA'lar tek oyunculu modda zorunlu değil ancak olması sizin
lehinize. Oyunun derin bir senaryosu, akıcı bir oyun stili olmadığı
için tek kişilik mod size çokoyunculu modun verdiği zevki pek
yaşatmıyor. Bunların dışında oyun her iki modda da tamamen aynı.
FFCC'nin çok oyuncuyu desteklemesi dışında en can alıcı özellikleri
kesinlikle grafikleri ve müzikleri. Grafikler çok ayrıntılı, renkli ve
göz alıcı. İnanılmaz su, ateş efektleri ile duvarlardaki yansımalar,
yerlerdeki gölgeler insanı hayrete düşürecek kadar güzel.
Karakterlerin animasyonları gayet yumuşak ve akıcı. Oyunda en ufak bir
yavaşlama sözkonusu değil.
Müziklere gelince... Eminiz oyunun müzikleri size oldukça yakın
gelecektir, çünkü FFCC'nin müziklerinde en aktif kullanılan
enstrümanlar saz ve darbuka. :) Evet yanlış okumadınız: Saz ve
darbuka. Zaman zaman kıvrak, zaman zaman hüzünlü, kimi zaman da
korkutucu müzikleri ile sizi çok ama çok tatmin edecek müziklere sahip
bir oyun FFCC. Oyunun tanıtım videosundan dinleyeceğiniz müzik (Kaze
No Nane) size yeterince ipucu verecektir eminiz. Müzikler tek
kelimeyle mükemmel. Oyundaki ses efektleri de oldukça gerçekçi.
Karakter seslendirmeleri yok ancak bu bir eksiklik olarak
hissedilmiyor.
Sonuç olarak GBA'sı olan en az bir arkadaşınızı daha bulursanız FFCC
size çok keyifli saatler yaşacaktır. Ex_Oblivione ve Kurzon'un oyunu
oynarken çektikleri videoyu izlerken de eminiz bu keyfi siz de
farkedeceksiniz. ^_^ Tek kişi oynamayı düşünüyorsanız önce oyunu bir
denemenizi öneririz. Çünkü FFCC tamamen çok oyunculu bir sistem
üzerine kurulduğundan tek kişi oynarken bir süre sonra oyundan sıkılma
ihtimaliniz yüksek.
En büyük temennimiz oyunun ikincisini de bir Nintendo masaüstü
konsolunda görmek ve DS için çıkacağı duyurulan "Final Fantasy Crystal
Chronicles DS" oyununu en kısa zamanda DS'lerimizde tecrübe etmek.
Grafik: 9/10
Ses/Müzik: 9/10
Eğlence: (Çok oyuncu) 10/10 / (Tek Oyuncu) 7/10
Genel: 8/10
Yazan: nintendotr » İncelemeler Bölümüne Geri Dönmek İçin
Tıklayın |
|

|