|
|
|
Belki göreniniz, duyanınız; belki deneme şansı elde
edeniniz de olmuştur ancak size tek söyleyebileceğim yine Gamecube'e
has, yine Nintendo'ya has yepyeni ve çok ilginç bir oyunla karşılaşmak
üzeresiniz.
Evet bu oyunda yine silah yok (en azından bildiğimiz anlamda), yine
kan yok, yine kavga yok; çok sakin, çok sıradan işlerle uğraşan ufacık
bir robotun günlük yaşamından başka bir şey değil Chibi Robo.
Oyuna başlarken Sanderson ailesi ile tanışıyoruz. Sanderson'lar baba,
anne, kız çocukları Jenny ve köpeklerinden oluşan klasik bir çekirdek
aile. Jenny'nin doğum gününde başlayan oyunumuzda Jenny'nin babasının
kendisine hediye olarak bir chibi robo vermesiyle uzun sürecek bir
maratonun ilk adımını atmış oluyoruz.Chibi Robo'ların görevi (chibi
Japonca'da ufak, cüce demek) sahibi olan aileyi mutlu etmek. Evin
günlük rutin işlerini yapmaktan tutun da arka bahçeye çiçek ekmeye ve
oyunun ileriki safhalarında çok daha kompleksleşen senaryoda
alacağımız görevlere kadar birçok şey bizim "Happy Points" (mutluluk
puanları) ve moolah ( Lira :) )toplamamızı sağlıyor. Bu mutluluk
puanlarını biriktirerek pilimizi güncelleyebilir, moolah ile kendimize
yeni donanımlar alabiliriz. Pilimizin sürekli yenilenmesi ve daha
kuvvetli hale gelmesi çok önemli, çünkü her robot gibi bizim de bir
şarj süremiz var popomuzda oyun boyunca sürüklenerek dolanan fişimizi
şarjımız bitmeden en yakın prize takarak şarj olmamız gerekiyor. Ne
kadar güçlü pil, o kadar uzun şarj süresi, o kadar uzun oyun zamanı.
Ne kadar happy points, o kadar güçlü pil... Eğer şarjımız biterse
chibi robo olduğu yerde yığılıp kalıyor ve bize arkadaşı Telly
Vision'ın chibi robo başında hüngür hüngür, faldır faş ağlayarak ağıt
yakmasını izlemek kalıyor. Ah evet, Telly Vision. Bu arkadaşımız Chibi
Robo'nun en iyi dostu. Telly, kafasında pervane olan ve havada süzülen
minyatür bir televizyon. Tüm konuşmaları o yapıyor, çünkü chibi
konuşmayı hiç sevmiyor ve asla ama asla konuşmuyor. Ancak evet hayır
diyor ki onu da konuşmasından değil kafasından çıkardığı olumlu ya da
olumsuz işaretlerden algılıyoruz. Kısacası Telly olmadan Chibi bir
hiç.
Gelelim oyuna. Oyun temelinde çok ama çok basit bir mantık üzerine
kurulu. Evin günlük işlerini yap, ev halkını mutlu et, happy points ve
moolah kazan ve upgrade yap. Ama temelinde bu kadar basit görünen
oyunumuz aslında ilerleyen aşamalarda daha kompleks bir senaryoya
doğru kendine özgü, adım adım, harika bir tempoyla geçiş yapıyor.
Örneğin ailemizin bazı problemleri olduğunu öğreniyoruz. Babamız tam
bir uyuşuk. Hala çizgi roman karakterlerine hayran olan, kanepede
sızan, çocuksu bir adam. Annemiz ise bundan çok şikayetçi, sürekli
neden onunla evli olduğunu sorguluyor. Araları pek iyi değil ki zaten
babanın her akşam oturma odasındaki koltukta uyuyor olması da bize
aralarındaki ilişki hakkında ilk sinyali veriyor. Küçük kızımızın ise
ruhsal problemleri var, sürekli kurbağa şapkası takıyor ve "vrak" tan
başka hiçbir söz söylemiyor. Bu aileyi mutlu etmek Chibi Robo olarak
bizim ilk başta gelen görevlerimizden biri. Biz ailemize yavaş yavaş
ısınırken bir yandan da farkediyoruz ki gece olunca bu ev çok farklı
bir ortama bürünüyor. Oyuncaklar hayata geliyor, ortalıkta dolanmaya
başlıyorlar. Kimisi bize oldukça dost yaklaşırken kimisi ilk günden
saldırmaya başlıyor. tüm bunlarla nasıl baş edeceğiniz ise tamamen
size kalmış. Yerler pis ama temizleyecek bir alet yok mu?
Bulmalısınız. Size birileri ateş mi ediyor? Nasıl korunacağınızı
kendiniz bulacaksınız. Evde çanak çömlek ne varsa kullanabilirsiniz,
neyi nasıl kullanacağınız tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış.
Oyunda günlük
işlerinizi yaparken kendinizi farkında olmadan dallanıp budaklanan bir
senaryonun içinde buluveriyorsunuz. ufak bir konuşma oyuna bambaşka
bir boyut katabiliyor ve siz artık diş fırçasıyla yerdeki lekeleri
çıkaran bir robot olmaktan çıkıp türlü türlü işin altından kalkması
gereken bir super robot haline geliyorsunuz :) Bodrumdaki dev robot da
neyin nesi? Ortalıkta dolanan bu süper kahraman oyuncak neyin peşinde?
Chibi roboları yok etmek isteyen robotlar mı var? Korsan ve falcı
kadın ne yapıyor? Bunlar sadece oyunun ilk 2-3 saati karşılaşacağınız
birkaç karakter. Evin küçük kızını bir köşede ağlarken görmek, evin
hanımı ile mutfakta çay içip iki lafın belini kırmak, ya da babaya en
sevdiği süper kahramanın taklidini yapmak gibi işler de tabii ki her
zaman sizi bekliyor. Balıkları yemleyip, arka bahçeye çiçek tohumları
ekmek vs gibi görevler de cabası. Arka bahçeye çıkarken kapıda
gördüğünüz köpek patisi lekelerini diş fırçası ile temizlemeyi de
unutmayın tabii ki. Bütün bunlar size happy points ve moolah
kazandıracak.
Evin yeterince büyük olduğunu ve dolayısıyla
oynayabileceğiniz alanın oldukça geniş olduğunu söyleyebilirim. Oyun
bir puzzle-platform olduğundan hem ortalıkta hoplayıp zıplamak hem de
farkında olmadan bazı bulmacaları çözmek zorundasınız. Kredi kartı
boyutunda küçücük bir robot olduğunuz için 2 katlı ve 1 bodrum katlı
bu ev sizin için koskocaman bir dünya haline geliyor. Dünyaya bambaşka
bir gözle baktığınız için etrafınızdaki objeler de size bambaşka
anlamlar ifade ediyor. Bir kahve fincanı sizi düşmanlardan korumaya
yararken, bir kaşık kürek görevi görerek toprağı kazmanıza olanak
verebiliyor. Oyunun geniş bir dünyaya ve yavaş yavaş ancak çok tutarlı
bir şekilde genişleyen senaryoya sahip olması oyundan alınan zevki en
yüksek seviyeye çıkartıyor.
Oyunumuzun
grafikleri en kötü tarafı. Çok basit ve ilkel grafiklere sahip olan
oyunumuz düşük poligon sayılarında çalışıyor. Dolayısıyla grafiklerde,
özellikle karakter tasarımlarında hiçbir ayrıntı yok. Ancak bununla
beraber Chibi Robo'nun ve Telly Vision'ın oldukça hoş modellendiğini
görüyoruz. Her ikisinin de hareketleri oldukça yumuşak ve
animasyonlarda en ufak bir hata yok. Yer kaplamalarında da özellikle
parlama efektlerindeki kalite hemen göze çarpıyor. Grafikler her ne
kadar ilkel olsa da, bu durum oyunun gerçeküstü havasına yakışıyor.
Ancak yine de sonuç olarak vasat diyebileceğimiz bir değerden öteye
geçemeyeceğini düşünüyorum.
Oyunun müzikleri vasatın üstünde bir değerdeyken
seslendirmeler beni oyundan soğutan tek etken oldu. Yine gerçek bir
seslendirme yok, onun yerine "bla bla bla" diye acayip sesler çıkaran
bir sürü karakter. Nintendo bunun şirin ya da komik olduğunu
düşünüyorsa bence en kısa zamanda bu düşüncesini gözden geçirmeli.Animal
Crossing'de de bu tür seslendirmeler vardı ancak onda en azından
kapatılabiliyordu. Kusura bakmasın kimse ama ben bu sinir bozucu
seslere gerçekten tahammül edemediğimi farkettim. :)
Sonuç olarak;
Chibi Robo'nun harika bir oyun olduğunu düşünüyrum.
İlk 1-2 saatten sonra sizi ciddi bir biçimde ekran başına kitleyecek
bir tasarıma sahip. Yapılacak bir sürü şey olmasının yanında, adım
adım gelişen senaryosu ile de "sırada ne var acaba?" sorusunun sürekli
aklınızda kalmasına sebep oluyor. Karakter tasarımları oldukça şirin
olmakla beraber teknik açıdan oldukça ilkel. Oyunun genel konsepti göz
önüne alındığında bu ilkellik her ne kadar beni rahatsız etmese de söz
konusu olan karakter seslendirmeleri olunca tüylerim diken diken
oluyor. Seslendirmeler konusunda her ne kadar sıkıntı yaşasam da
oyunun müziklerinin atmosfere çok iyi uyun sağladığını düşünüyorum.
Sonuç olarak Skip'ten Nintendo ortaklığı ile
Gamecube için kaçırılmayacak, nefis bir oyun çıkmış diyebilirim.
Farklı birşeyler tatmak istiyorsanız Chibi Robo'yu sakın kaçırmayın.
Yazan: Mert Hakkı
Bingöl » İncelemeler Bölümüne Geri Dönmek İçin
Tıklayın |
|

Türü: Bulmaca/Platform
Yapımcı Skip Ltd.
Yayıncı: Nintendo
Konsol: Gamecube
Oyuncu Sayısı: 1
Wi-Fi: Yok
ESRB: E
Grafik:7
Ses / Müzik: 6
Oynanabilirlik / Kontroller: 9
Genel: 8




|